logo

KADIN VE ERKEK

Kadın insanlık âleminin anası, erkek ise atasıdır.
Kadın, Havva anadaki analık makamını ve bu makamın
kutsiyetini kıyamet kopana kadar üzerine almıştır.
Erkek ise Adem atadaki makamı ve bu makamın kudsiyetini
üstlenmiştir.
Kadın, insan neslinin yaratılması ve devamında araç
kılınan ve İLAHİ RAHMETLE kuşatılan RAHMANİ bir vesiledir.
Erkek ise kadın için yakın bir koruyucu, vefalı bir yardımcıdır.
Kadın ile erkek, bir elmanın iki yarısı gibidir.
Kadın da erkek de tek başına adeta yarım hükmündedirler.
Ancak uygun koşullarda evlenmesi, evliliğin zorluk ve
sorumluluklarını üstlenmesi, evliliğin getirdiği dini ve vicdani
hükümlere tabi olması ve de bunlara uymaya başlaması
durumunda ruhsal açıdan ve de Kur’anı Kerim’in öngördüğü
ideal insan açısından iç bütünlüğünü yakalamaya başlarlar.
Hukuki ayetlerin büyük çoğunluğunun aile hukukuna ve de
ailevi sorunlara dönük olması boşuna değildir.

İnsan için hayatta esas olan şey evliliktir.Zira insanın yaratılışı
da varlığının devamı da ancak buna bağlıdır.
Bunun içindir ki, bu konuda gelen ayetler evliliği emretme
yönündedir.
Ancak mazeretleri veya sorunları olanlar için evliliği uygun bir
zamana ertelemek gerekmektedir.
Sorunsuz bir evlilik için ilkönce zihin, ruh, beden, yaş ve ekonomik
açıdan gerekli yeterliliğe sahip olmak gerekmektedir.
Taraflar arasında gerekli ilgi ve isteğin meydana gelmesi, her iki
ailenin de onayının alınması gerekmektedir.
Kadın ile erkek, insan ve kul olmak bakımından birbirine eşit
durumdadırlar.
Ancak konumları,güçleri, özellikleri, imkânları ve sorumlulukları
açısından birbirini tamamlayan iki farklı dünya gibidirler. Fiziksel ve
ruhsal özellikleri farklı olduğu gibi, temel rolleri ve sorumlulukları da farklıdır.

Bu nedenledir ki, kadını erkekle yarıştırmaya çalışmak, kadına
değer kazandırmak değildir.
Kadın sosyal hayatta erkeğin önüne geçerek değil, kendi
alanında en güzeli, en mükemmeli yakalaması oranında yücelmiş
ve kendi özünü yakalamış olacaktır.
Bir kadını temel rol, görev ve ihtiyaçlarından koparmakla o kadını
yüceltmek mümkün değildir. Çünkü her şey yaratıldığı amaç, rol,
konum ve görevlerle uyum içinde olduğu zaman gelişir, yücelir ve
huzuru yakalamış olur.
Bir kadın için anne olmak, makamların en yücesine konmak anlamına
gelir. Zira “annelik makamı” velilik, ilim ve şehitlik makamından sonra en büyük makamdır.

Öyle bir makam ki;
onun ayakları altına cennetler serilmiş ve onun için:
“Cennet, annelerin ayakları altındadır” buyrulmuştur.

Bir aile ortamında kadının erkeğe, erkeğin de kadına karşı bir
takım hakları ve görevleri vardır.
Her ikisi de birbirini korumak ve sahip çıkmakla görevlidirler.
Birbirini sevmek, saymak ve yardımlaşmak onların en temel vazifelerindendir.
Hayır, hasenat ve ibadet konularında birbirini desteklemek ve
uyarmak onların temel sorumluluklarındandır.
Evlatlarına birlikte sahip çıkmak; onları vatana, millete ve tüm
insanlığa hayırlı birer evlat olarak yetiştirmek onlar için en kutsal
görevdir.
Yuvada mutluluğu yakalamak için; hoşgörü, anlayış, iyiniyet,
bağışlayıcı olmak, güzel konuşmak, kırıcı olmamak, yardımlaşmak ve
güzel bir iletişim içinde olmak dikkat edilmesi gereken temel esaslardır.

Sevgi, saygı ve rahmet bilincine gelince, bu sıfatlar yuvada mut –
luluğun en önemli unsurlarıdır. Bu unsurlar yüreklere ekilen çiçekler gibidir.

Onları da çiçekler gibi sulamak, beslemek ve büyütmek gerekmektedir.
Hiçbir kusur bu çiçekleri koparacak kadar önemli değildir.
Bu nedenledir ki hiçbir kusuru bahane ederek yüreklerdeki
bu temel çiçekleri öldürmek doğru değildir. Bu noktada; “Öfkeyle
kalkan zararla oturur.” sözünü esas almak gerekmektedir.
O halde; aile hayatında kusurlara ve detaylara odaklanarak öfke
krizlerine girmek, ağır konuşmak, kalp kırmak ve sert tartışmalara
girmekten sakınmak gerekmektedir.
Şu gerçeği kabul etmek gerekir ki; haksız yere bir gönül yıkmak
Kabe’yi yıkmaktan daha büyük bir cinayettir. Zira Kâbe kul eliyle, gönül
ise ALLAH’ın kudret eliyle inşa edilmiştir.
Kâbe’nin içinde büyük bir boşluk, gönlün içinde ise iman, İslam ve ihlâs nuru vardır.

Ayrıca ALLAH(cc) sevgisinin makamı kalptir.
ALLAH’ın en çok önem verdiği ve her an nazar ettiği yer kalptir.
Kim ki bir kalbi kırarsa, Yüce ALLAH’ın en çok değer verdiği bir elması kırmış gibi olur ve Yüce ALLAH’ın gazabını üzerine çeker.

Bunun içindir ki;hiçbir şekilde aile ortamında sertlik, öfke ve
kavgacı bir yolu takip etmemek gerekmektedir. Şayet sorunlar varsa
anlatarak, ikna ederek veya bilenleri devreye sokarak çözmeye çalışmak
gerekmektedir.
Ayrıca şunu da bilmek gerekir ki, öfkelenmek yerine susma ve
dua etme hakkını kullananlar, daha çabuk başarıya ulaşmakta, sorun
ları daha etkili bir şekilde çözmektedirler. Zira bunu yapanların yar
ve yardımcısı Yüce ALLAH(cc) olmaktadır.
Yüce ALLAH (cc) gönül yıkanların değil, gönül yapanların yanındadır.
Yüce ALLAH’ın değer verdiği gönül sarayını yıkmak, Yüce
ALLAH’ın rızasını yıkmak anlamına gelmektedir.
Bunun içindir ki; güler yüz ve tatlı söz sadaka vermek gibi sevap
olarak belirtilmiş ve özenle tavsiye edilmiştir.
Bu dünya hayatı çok kısa ve çok değerlidir.
Bu dünya hayatını boş söz, kırıcı tartışma ve kavgalarla harcamak, dünya ve ahiret saadetini yıkmak akıl karı değildir.

Bu durumda acil olarak kendimize ve temel gerçeklere
dönmeli, hayatımıza yeniden çeki düzen vermeliyiz.
Bir an evvel gönül dünyamızı, evimizi ve ahiretimizi bir
cennet bahçesine dönüştürmenin yollarını aramak ve gerekli
sebeplere de başvurmak gerekmektedir.
Yuvalar ve ana kucağı çocukların cenneti gibidir.
Onların hatırı için yuvaların huzurunu bozacak duygu, düşünce
ve davranışlardan uzak durmaya çalışmak gerekmektedir.
Bunun aksini yapmak, sadece büyüklerin gönüllerini yıkmakla
kalmaz, çocukların hayallerini ve ümitlerini de yıkmak anlamına
gelir. Çünkü çocuklar için yuvasız ve ailesiz bir hayat, gerçekten de büyük bir sıkıntı, büyük bir üzüntü kaynağıdır.

Bu nedenledir ki, çocukların hayallerini ve yüreklerini dikkate
almak onlar için büyük bir önem arzetmektedir.
Hiçbir şey olmasa dahi, çocukların hatırı için evliliğin zorluk ve
sıkıntılarına katlanmak, onlara güzel bir gelecek sunmaya çalışmak
gerekmektedir.
Ailenin birlik, bütünlük ve huzurunu korumak için yapılan tüm
çaba ve gayretler büyük birer ibadettir. Bu yönde atılan tüm adımlar
rahmettir.Bunun için yapılan her şey, ALLAH’a yaklaştıran bir fazi-
lettir.
Öyle ki, bir insanın eşinin mutluluğunu istemesi, nafile oruç tutmasından
daha makbul, daha sevap görülmüştür.
Mademki aile saadetine katkı vermek bu kadar önemlidir, o halde
bu yönde duyarlı olmaya çalışmak en doğru hareket olacaktır.
Ne mutlu!
Bu incelikleri gören ve gereğini yapmaya çalışanlara.
Ailesi ve yuvası için koşturan, uğraşan ve yorulan bir insan için
melekler dualar eder, onun günahlarının affını Yüce ALLAH (cc)’ tan
niyaz ederler.
Ayrıca onun kalbinin de,yuvasının da ve ahretinin de cennet olma-
sı için seferber olurlar.

Abdü’l-Hamit TEK


Leave a Reply

*

İslami Radyo - Dini Radyo - İlahi Dinle - İslami Sohbet - İslami Bilgiler - Dini Sohbet