logo

ASIL HÜRRİYET

– İnsanlar yüreklerini saran sevgi ve korkularının kölesidirler.
Bu nedenledir ki seven ve korkan bir kalb için kölelikten kurtuluş
mümkün değildir.Ancak köleliğin en onurlu ve en saygın olanını
tercih etmek mümkündür. İnsan için hakiki hürriyet de ancak bu
köleliğin içinde gizlidir.
Biraz daha açmak gerekirse şöyle demek mümkündür:
İnsan için gerçek hürriyet, sevgi ve korkuların en yücesine
gönül vermektedir.
Sevgilerin en yücesi, ALLAH (cc) sevgisi,
Korkuların da en yücesi, ALLAH (cc) korkusudur.
O HALDE İNSAN İÇİN ASIL HÜRRİYET ALLAH SEVGİSİ
İLE ALLAH KORKUSUNDA GİZLİDİR.
Zira bu duygular insanı nefsın zincirlerinden kurtaran en etkili
unsurlardır.Nefsin kendine has zincirleri ve zindanları verdır.
Nefsin zindanlarından kurtulmadan, kalbin ve ruhun hürriyetinden
bahsetmek mümkün değildir.
Nefse köle olarak hür olmak mümkün değildir.
İnsanın asıl kimliği nefsiyle değil ruhuyla teşekkül eder.
Zira insan için nefs dünyevi ve ölümlü ciheti;
ruh ise RABBANİ VE ÖLÜMSÜZ CİHETİ temsil eder.

İnsan için ölüm, nefsde tahakkuk eder; ruh ise geldiği asıl kay –
nak olan YÜCE RABBİNE RÜCU’ eder.
Bu durumda insan için asıl hürriyet nefsin değil, kalp ve ruhun hürriyetidir.

– Bu durumda hayat görüşünde nefsin hürriyetini esas alan kimse
için dünyaya, maddeye, kendisi gibi bazı insanlara veya bazı dünya
nimetlerine köle olmak tehlikesi vardır.
– Kölelik ve esaretin en tehlikeli olanı; nefse, hevaya ve
şeytana köle olmaktır.
– Nefsin hürriyetini esas almak, nefse köleliği kabul etmek anlamına gelir.

– Şayet dünya gaye olarak görülürse, insanı kendine köle
yapar; araç olarak görülürse o zaman da insana köle olur.
– Maddi yönden zengin olmak, kalbi yönden fakirleşmeye
yol açıyorsa, o zaman bu zenginlik kazanç değil aldanışdır.
– Kalbi esir alan bir zenginliğe değil, kalbe teslim olan bir
zenginliğe talib olmak gerekir. Zira zenginlikten asıl gaye, insanın
mutluluğudur. Mutluluğun asıl mekanı ise kalbdir. Kalbi
yıkan bir değişim ise zenginlik değil fakirliktir.

” Asıl zenginlik para çokluğunda değil, gönül tokluğunda gizlidir.” (Hadis-i şerif)
– Asıl dost odur ki, gönülleri ihya eder,
asıl düşman odur ki, gönülleri mahveder.
En yüce dost ALLAH (cc), en alçak düşman ise şeytandır.
ALLAH’ın verdiği bir zenginliği, ALLAH’ın kullarıyla paylaşmak
istemeyenler, ALLAH’ın rahmetine eremez, cennetine giremezler.

– Nefsin zindanlarına mahkûm olmak, en tehlikeli zindana
kilitlenmek demektir.
– Asıl mahkûmiyet, taşlardan örülü zindanlara değil, kin,
nefret, kibir ve haset duygularıyla örülü psikolojik zindanlara
mahkûmiyettir.
– Kendi zindanlarında sıkıntı yaşayan insanlar, başkalarının
hayatlarını da zindana dönüştürmek isterler. Zira insanlar,
kendi zindanlarına arkadaş edinme ihtiyacı duyarlar. Oysaki
bu kara zindanlarından kurtulmayı dileseler, kendileri de rahat
edecekler, topluma da mutluluk dağıtma şansını yakalamış olacaklardır.

– Sevgi aslî bir duygu iken, nefret izafî bir duygudur.
– Sevgi bir etki, bir yöneliş, bir iradedir. Bu yönüyle sevgi, kişinin
asıl kimliğidir. Bunun içindir ki, kimlikte seviyenin artması, sevgide

seviyenin artmasına bağlıdır. Sevgide seviyenin artması ise madde
boyutuna mahkûmiyetten kurtulmaya bağlıdır. Zira maddeye mahkûmiyetten
kurtulamayan gönüller, manevi özgürlüğe ulaşamazlar.
– Sevgide seviyenin zirveye çıkması, en güzel olana yönelmekle
mümkündür.
– Sevgiye layık olmada eşsiz olacak zatın, güzellikte, üstünlükte,
mükemmellikte, büyüklükte ve sevgiye yol açacak tüm
özelliklerde eşsiz ve benzersiz olması gerekir. Bu da ALLAH
(cc) tan başkası değildir.
– ALLAH (cc) sevgisi, farklı insanlar arasında kardeşlik,
dostluk ve yardımlaşma duygularının uyanmasına; dünya sevgisi
ise öz kardeşler arasında, resmiyet, dargınlık ve düşmanlık
duygularının uyanmasına yol açar.
– ALLAH (cc) SEVGİSİ yabancı insanları birbiriyle fedakârca
yardımlaşmaya, DÜNYA SEVGİSİ ise kardeşleri birbiriyle
mücadeleye sevkeder.

Abdü’l-Hamit TEK

 


Leave a Reply

*

İslami Radyo - Dini Radyo - İlahi Dinle - İslami Sohbet - İslami Bilgiler - Dini Sohbet