logo

RAHMET İLAHI

Tüm kainatı RAHMAN VE RAHİM ismi ile kuşatan ve bütün
alemlerin RABBİ ve de SAHİBİ olan Yüce ALLAH(CC) bizlere hitaben buyurdular ki :

– “Benim rahmetim her şeyi kuşatmıştır.” (Âraf: 7/156)
– “(ALLAH), RAHMAN (ismi ile) arşı (tüm kainatı) kuşatmıştır.”
(Tâhâ: 20/5)

Bizi yaratan YÜCE ALLAH(cc), bizi dünyaya getiren annemizden
daha şefkatli, daha merhametli ve daha da yakındır.
Bunun içindir ki, bizi yaratmakla kalmamış; bize en güzel sûreti
ve sîreti(1) vermiş, bizi evrene sultan kılmış ve bizim rızkımızı da -bi
zimle birlikte yaratmıştır.
Bunun için de, bizi annemizin karnında yaratırken annemizin
vücudunu süt fabrikasına, kalbini de sevgi ve şefkat denizine dönüştürmüştür.
Dünyaya geldiğimiz vakit de bedenimizi süt ile, ruhumuzu
da annemizin yüreğinden akan sevgi ve şefkat ile beslemiştir.
Çok zayıf , aciz ve ilgiye muhtaç bir şekilde dünyaya geldiğimiz
gün, bizi kucağına alıp bağrına basan anne babamızın kalbindeki o
büyük sevgi ve şefkatin asıl kaynağı O göğüslerden akan şefkat pınarının beslendiği kaynak YÜCE
RABBİMİZ OLAN ALLAH’Ü TEALA’NIN RAHMET DENİZİ DEĞİL
MİDİR?
O halde; bizi Yaratan Yüce RABBİMİZE karşı sadece bizi yaratmasından
dolayı değil, aynı zamanda doğduğumuz gün anne-babamızı
ve tüm büyüklerimizi bizim hizmetimize seferber etmesinden
dolayı da büyük bir hamd ve şükür borçluyuz.
Hastalık anımızda bize bir bardak su ikram edene dolu dolu teşekkür
ve dualar ederiz.
Peki çocukluk döneminde bizleri anne-babamızın eliyle süt,
sevgi, şefkat ve hizmet ile kucaklayan Yüce RABBİMİZE karşı da iyi bir teşekkürde bulunmak borcumuz değil midir?

Anne-babamızın eliyle bizleri kucaklayan, bizleri seven ve bizleri
rahmetiyle kuşatan yüce RABBİMİZE karşı bizim de sevgi, saygı
ve şükür ile cevap vermemiz gerekmez mi?
Doğru olanı da bu değil midir?

O bizi verdiği nimet, imkân ve fırsatlarla kucaklarken, bizim
O’ndan uzak durmamız, O’na sırt çevirmemiz ve O’nun sevgisine
kalbimizi kapatmamız doğru olur mu?
Gökte güneşi, yerde ateşi,
Gökte havayı, yerde ovayı,
Gökte kuşları, yerde taşları,
Kısaca, yerde ve gökte ne varsa her şeyi bizim için yaratan, her
şeyi bizim hizmetimize seferber kılan Yüce RABBİMİZE karşı
bizim de teşekkür etmemiz, şükür için binlerce kez secdeye
varmamız O’na karşı vefa borcunun doğal bir gereği değil midir?

O verdiği nimetler, yaptığı ikram ve ihsanlarla her gün bize doğru
sevgi ve rahmet elini uzatırken, bizim o eli boşlukta bırakmamız
veya O’nun davetine sırt çevirmemiz doğru olur mu?

O, bize karşı daima ihsanda bulunurken, bizim de O’na karşı
isyan ve nisyan(1) ile cevap vermemiz doğru olur mu?

Gökyüzünü kara bulutlarla kapladığı vakit, o bulutların içinden
yağacak yağmurun miktarını ve görevini belirleyen kim?
O bulutlardan yağacak olan yağmurun gazap yağmuru mu,
yoksa Rahmet yağmuru mu olacağına karar veren kim?

Şayet YÜCE ALLAH (cc) o bulutları ve Rahmet Yağmuru’nu hiç
göndermese, bundan doğacak sıkıntı, kuraklık ve kıtlığı önleyebilecek
kimse var mıdır?

Şayet YÜCE ALLAH (cc) bizleri sevmeseydi, her şeyi bizim
hizmetimize sunar mıydı?
Şayet bizleri sevmeseydi, bizleri kainata halife kılar mıydı?
Şayet bizleri sevmeseydi, bizler için yol gösterici kitaplar ve
peygamberler gönderir miydi?
O halde; bizlerin de O’nu sevmesi, O’na doğru yönelmesi
ve O’nu gönüllere sultan kılması gerekmez mi?

Aklın, kalbin ve insanlığın gereği de ancak bu değil midir?
O halde; bizleri yoktan var eden, her türlü nimet ve güzelliklerle
bizleri kuşatan, sonra da tüm kainata bizi sultan
kılan Yüce RABBİMİZE yönelmek; O’na karşı sevgi, saygı
ve şükranlarımızı arz etmek, temel bir GÖREV olmuştur.

 

Ne mutlu! Bu kutsal görevi anlayan ve gereğini yapanlara.

NE MUTLU !
“YÜCE ALLAH’ın (cc) :
“İhsanın karşılığı ancak ihsandır.”
(Rahman: 55/60)
Mesajını güzelce anlayan,
HAKKA VE HALKA KARŞI İHSAN
ELBİSESİNİ KUŞANANLARA! (1)

(1) İHSAN genel anlamda iki kısma ayrılır:
1- HAKKA KARŞI İHSAN:
Bu ihsan şekli kendi içinde üç kısma ayrılır:

A-Yüce ALLAH’IN büyüklük ve sayısız ihsanı karşısında nimetlere
karşı şükür, belalara karşı da sabır ve rıza elbisesini giymek suretiyle.
B- Yüce ALLAH’ın emir ve hükümlerine büyük bir saygı üzere teslim
olmak suretiyle.
C- İbadet hayatında, ilk aşamada bütün ibadetleri,
YÜCE ALLAHI GÖRÜYORMUŞ GİBİ EDA ETMEKTİR.
Son aşamada ise DAİMA YÜCE ALLAH’IN HUZURUNDA OLDUĞUNU
BİLEREK DÜŞÜNMEK VE HER ZAMAN EDEP, SAYGI VE GÜZEL BİR
AHLAK ÜZERE YAŞAMAYA ÇALIŞMAKTIR.
2- HALKA KARŞI İHSAN:
İlk aşamada iyiliğe karşı iyilikle cevap vermektir.
Son aşamada ise herkese karşı iyilik yapmayı bir vazife bilmek ve
bunun tabii bir gereği olarak da bütün kötülüklerden sakınmaktır.
Kalbi ve kalıbı tüm ihanetlerden ve kirli sıfatlardan arındırmak, tüm
insanlığın kurtuluş ve yücelişi için kendini sorumlu hissedebilmektir.

Abdü’l-Hamit TEK

 


Leave a Reply

*

İslami Radyo - Dini Radyo - İlahi Dinle - İslami Sohbet - İslami Bilgiler - Dini Sohbet