logo

NEFSİ ARINDIRMAK

– Nefis ve şeytan, insanın iç dünyasında insanı yanıltmak ve
yanlışlara sevketmek üzere ittifak halinde çalışan gizli düşmanlardır.
Nefis, bizden bir parça olan, dünyevi istek ve ihtiyaçlarımızı
esas alan, terbiye edilmesi veya arındırılması gereken manevi
veya manyetik bir varlıktır. Şayet nefis manevi bir arınma ve
eğitimden geçecek olursa, basamak basamak gelişir, olgunlaşır ve
düşman olmaktan çıkar; kalbe ve ruha arkadaş olur.
Nefsin Emmâre, Levvâme, Mülhimme, Mutmaine, Râdiyye,
Mardiyye ve Kâmile olmak üzere yedi basamağı vardır.
Manevi b ireğitim almayan nefs, manevi tekamül basamaklarından
Emmâre basamağında yer alır.
Emmare basamağındaki bir nefis, sahibine kötülükle emreder,
iyilikten de alıkoymaya çalışır. Bu özelliği ile nefs, şeytanın gâye ve
oyunlarına gönüllü ve istekli olarak destek olur.
Bu basamaktaki nefs, temel yapısı itibariyle kibir, ucub, hırs, şehvet,
öfke, cimrilik, haset, inat ve bencillik sıfatlarına sahiptir.
Şeytan da nefis sahibi bir varlıktır. Ve şeytanı aldatan da kendi
nefsi olmuştur. O da nefsinin kibir, ucub, haset ve inat sıfatlarının
etkisinde kalmış, ADEM (AS) a yapılması emredilen secde emrine
kibir ve haset ile karşı çıkmıştır.
Bunun sonucu olarak da YÜCE ALLAH’IN RAHMETİNDEN
kovulmuş, gazabına müstahak olmuştur.
Kibirle isyan etmek şeytan için böylesi bir cezaya yol açarsa
insan için de benzeri bir durum söz konusu olamaz mı?

Tabiî ki bu durumu dikkate almak ve benzeri bir yanlışı yapmaktan

sakınmak gerekmektedir.

Ayrıca şeytan, işlediği günahtan sonra uyanıp pişman olmak
ve Yüce Rabbi’nin affına sığınıp O’ndan af ve mağfiret dilemek
yerine; inatla kendini haklı ve doğru görmüş, ADEM (AS)’ı da
kendince asıl suçlu olarak tassavvur etmiştir.
Bu nedenle de O’na ve O’nun bütün nesline karşı kin ve
intikam hırsıyla dolmuş; onu ve bütün neslini kendisine düşman
olarak görmüş; onlara da her açıdan tuzak kuracağını ve bu
konuda her yolu deneyeceğini açıkça ilan etmiştir.
Bu yönüyle şeytan, kendi nefsinin gönüllü bir kölesi olmuş, nefsine
köle olmanın getireceği acı sonuçları, kendi durumu ile açıkça
ortaya koymuştur.
Yaptığı sayısız ibadetler de sahip olduğu ilmin çokluğ da,onu helak
olmaktan kurtaramamıştır.
Zira O, ibadetlerini yaparken de ilimde ilerlerken de çok önemli
bir şeyi ihmal etmiştir.
Nefsini tanımak ve onu kötü sıfatlardan arındırmak.
Oysaki kurtuluşun en temel şartı, nefsi kötü sıfatlardan arındırmak,
kötülüklerden uzak durmaktır.
Bu konu o kadar önemli ve o kadar ciddi bir konudur ki;
YÜCE ALLAH (cc) bu gerçeği vurgulamak için hiçbir konuda
etmediği kadar kesin ve güçlü bir şekilde tam on iki defa yemin eder
ve sonunda şu mesajı verir:
“Şüphesiz ki nefsini arındıran kurtulmuş, nefsini
ihmal eden ise kaybetmiştir.” (Şems:91 / 9-10)
İşte şeytan da sadece ilim ve ibadet ile kurtulacağını sanmış,
nefsini kendi haline terk etmişti. Bunun sonucu olarak da YÜCE ALLAH
(cc)’ın emri karşısında kibir, ucub ve hased sıfatlarına dayanmış
ve ebedi hayatını yıkmıştı.
O halde bizler, dünya ve ahrette kurtulanlardan olmak istiyorsak,
ilim ve ibadete sarılmanın verdiği gurur ve ucubdan kurtulmak,
nefsimizi arındırmak ve eğitmek zorundayız.
Ayrıca Peygamberlerin kitabı ve hikmeti öğretmenin yanında,
nefisleri arındırma hizmetini vermekle de sorumlu kılınması, bu konuya
yeterince dikkat çekmektedir.
Nitekim bu meyanda olmak üzere YÜCE ALLAH (cc):
“Onların mallarından,
onunla kendilerini temizleyecek ve arıtacak bir sadaka al.
Onlar hakkında da dua et.
Çünkü senin duan onların kalplerini yatıştırır.
Allah, her şeyi işiten, her şeyi bilendir.” (Tevbe: 9/103)
buyurmuş, nefsi arındırma ve eğitme amacıyla ümmetinden bir
miktar sadaka almasını, yani para hırsından ve maddeye köle
olmaktan onları kurtarmasını Elçisinden istemiştir.
Bu emri ile YÜCE ALLAH (cc), paranın saltanatını yüreklerden
yıkmayı amaçlamış, insanları paraya değil ALLAH’a teslim olmaya
davet etmiştir. Ayrıca birçok ayetlerde para ve mülkiyetin insanlara,
muhtaçlara, ilme ve dine hizmet etmesi durumunda bir değer arzedeceğini,
aksi durumda sahibi için tamamen bir felaket ve azap
nedeni olacağını duyurmuştur.
Bu nedenledir ki, Karun’u bir ibret levhası olarak insanlara sunmuş,
sınırsız servetinden nefsini yenip de bir zekât verme iradesini
ortaya koyamadığı için, şeytan misali o da lanetlenmiş, YÜCE ALLAH
(cc)’ın gazabına uğramış ve servetiyle birlikte yerin dibine
geçirilmiştir.
Bu durumda sadece bilmek,ibadet etmek ve zenginlik insanı
kurtarmak için yeterli değildir.
ALLAH KATINDA kurtulmak için nefsi kötü sıfatlardan arındırmak,
eğitmek ve emmâreden yukarıya doğru üst basamaklara çıkarmak
gerekmektedir.
Yani nefsi ve kalbi ihmal ederek elde edilen ilim de, yapılan ibâdet
de insan için kurtarıcı bir niteliğe sahip değildir.
Ş ayet yalın bir ilim insanın kurtuluşu için yeterli bir sıfat olsaydı,
şeytanın helâk olmaması gerekirdi.
Şayet yalın bir ibâdet kurtuluş için yeterli olsaydı,namazın şekil
düzeyinde kalanlar çok ağır bir uyarıya muhâtab olmazlardı.
YÜCE ALLAH (cc) bu konuda şöyle buyurmuştu:
“Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki;
onlar namazlarından (namazın anlam, gâye ve duygusal derinliğinden)
uzaktırlar.
Onlar ki, ibâdetlerinde gösteriş yaparlar.
Onlar ki, yardımlaşmaya engel olurlar.” (Mâûn: 107/4-7)
Bu konuda, bir başka âyeti kerimede de Yüce ALLAH (cc) şu
beyanda bulunmuştur:
“Kestiğiniz kurbanın ne eti, ne de kanı ALLAH’a ulaşır.
Ancak yüreğinizdeki takvâ bilinci O’na ulaşır.” (Hac: 22/37)
İbadette şekil düzeyini aşan ve gönül düzeyini yakalayarak ibadet
edenler hakkında da Yüce ALLAH (cc) şu müjdeyi vermektedir.
“Muhakkak ki mü’minler kurtuluşa ermişlerdir.
Onlar ki;
NAMAZLARINDA HUŞUU(1) İÇİNDEDİRLER.
Onlar ki;
boş işlerden yüz çevirir, zekât vermek için çalışır ve
namuslarını korurlar…
Onlar ki;
emânetlerine ve ahidlerine riâyet ederler.
Onlar ki;
namazlarının hukûkunu korurlar.
İşte vâris olacaklar onlardır.
Onlar ki (cennetlerin en yücesi ve en üstünü olan)
Firdevs Cenneti’ne varis olacaklar,
orada da sonsuza dek kalacaklardır.”
(Mü’minûn: 23/1/11)
1) HUŞUU: YÜCE ALLAH’A KARŞI DUYULAN DERİN VE GÜÇLÜ BİR SAYGI
VE TA’ZİM HİSSİDİR. BUNUN TEMELİNDE İLİM, İRFAN, SEVGİ, SAYGI VE
TESLİMİYET HİSSİ VARDIR.

Abdü’l-Hamit TEK


Leave a Reply

*

İslami Radyo - Dini Radyo - İlahi Dinle - İslami Sohbet - İslami Bilgiler - Dini Sohbet