logo

KÜRESEL VİCDAN

İnsanların hayatına ve davranışlarına yön veren en temel etken,
temel tercihleri ve temel bakış açılarıdır.
Temel tercihleri ve bakış açıları doğru olmayan bir insanın
doğru ve sağlıklı bir sonuca varması da mümkün değildir.
İçinde yaşadığımız dünyayı büyük bir yangın alanına dönüştüren
en temel etken de, temel tercih ve bakış açılarında düşülen
akıl almaz hatalardır.
İnsanların temel tercih ve bakış açılarını belirlemede rol alan
bir çok neden vardır.
Bunları dünya ve ahiret anlayışı, alınan eğitim tarzı, dini değerler,
dini anlama ve yorumlama biçimi, örnek alınan rol modeller,
aile çevresi, arkadaş çevresi, mensubiyet duygusu, benimsenen
gaye ve metodları bunlar arasında saymak mümkündür.
Bunlardan en önemli ve en kapsamlı olanı dini olan etkenlerdir.
Zira dini etkenler, insanın iç dünyasına bütün olarak yön verme
ve yönlendirme imkanına sahip bulunmaktadır.
İnsanı insan yapan temel değerlerin temelinde dini değerler
bulunmaktadır. Bu nedenledir ki insanlığın uyanış ve kurtuluşunda
rol alacak en güçlü kaynak, dinde ve dinin insan merkezli
olarak anlaşılma ve yorumlama biçiminde yer almaktadır.
Her bir dinin kendine has ilke, metod ve özellikleri vardır.
Ayrıca her bir dinin ortak hassasiyet alanları vardır.
Dinlerin farklı alanlarında odaklanıp da başka dinlerle kavga
ve savaşa girmek insani bir yaklaşım biçimi değildir.
Din ve devletten asıl gaye insana ve insaniık ailesine yaşanabilir bir dünya sunmaktır.

Bugün dünya, tarihin en hassas noktasına gelip dayanmış bulunmaktadır.
Bugün tüm dünyâyı yürekten etkileyecek bir pozitif değerler bilincine,
bir küresel vicdana ve büyük bir siyâsî basiret yapısına ihtiyaç vardır.

Bunu oluşturmak bir hobi veya fobi olarak değil, mutlak bir zarûret
olarak gereklidir. Zira bugün, gelinen noktada dünya iyice küçülmüş;
âdetâ küresel bir aile, küresel bir köy hâline gelmiş bulunmaktadır.
Dünyânın bir ucunda yaşanan bir sorun, dünyânın öbür
ucunda etkisini gösterir olmuştur.
Bu durumda şekil düzleminde tüm dünyada geçerli olacak resmi
bir hukuk sistemine ihtiyaç olmakla birlikte, gönüllerde hüküm
sürecek bir ortak değerler bilincine veya bir küresel vicdan yapısına da büyük bir ihtiyaç bulunmaktadır.

Sosyal ve kurumsal düzeyde küresel hukuk sistemi, psikolojik
düzeyde de “küresel vicdan” ve “ortak değerler bilinci” dünyaya pusula
görevini üstlenecektir.
Böyle bir yapılanma olmaması durumunda, gizemler dünyâsında
hakimiyet savaşı veren şeytan ile nefis, küresel kontrol ve hakimiyeti
eline geçirme imkanını yakalamış olacaktır.
Gizemler dünyâsının hâkimiyeti, şeytanın eline geçecek olursa
nereye varacağı şimdiden bellidir.
Şeytan, ilk yaratıldığı gün insana ve onun tüm nesline karşı savaş
ilân etmiş ve onları yoldan çıkarmaya, fitne ve felâketlere düşürmeye
ant içmiştir.
Mâdem ki böyle bir hakikat vardır. O halde bu gerçeği dikkate
alarak, küresel felâketlerin önünü alacak, kurtarıcı bir fikir ve gönül
yapılanmasına ihtiyaç vardır.
Bu nedenledir ki, tüm insanların gönül ve fikir dünyâsında pusula
görevi yapan dinlerin, ortak olan ahlâki ve hukûki özelliklerini
bir araya getirmek ve onların ışığında bir “küresel vicdan yapısı”nı
oluşturmak küresel bir zaruret haline gelmiş bulunmaktadır.

Bu meyanda olmak üzere tüm dinler arasında saygı, anlayış
ve hoşgörüyü esas almak üzere, bütün dinlerin ittifak ettikleri ahlâkî
değerleri bir araya getirmek ve onların ışığında ortak bir değerler
bilincini oluşturmak uygun bir yaklaşım olacaktır.

Burada farklı dinleri birleştirmek veya birbirine karıştırmak yoktur.
Bilakis farklı dinlerin ortak değerler alanını belirlemek ve bu alanı
küresel bir vicdan yapısı haline dönüştürmek vardır. Böylece hukukun,
vicdanın, iyi niyetin ve merhametin küresel bir değer haline
dönüştürülmesi sözkonusu olacak, basit nedenler yüzünden çıkan
savaş, terör ve krizler büyük oranda önlenmiş olacaktır. Daha da
önemlisi, üçüncü bir dünya savaşının önüne büyük bir engel konulmuş olacaktır.

Bugün bu yapıya ve adıma her zamankinden daha fazla ihtiyaç
vardır. Çünkü meydana gelecek bir felâket patlaması, tüm dünyayı
kökten yıkacak; bütün teknolojiler de, ekonomiler de, politikalar da,
devletler de yerle bir olacaktır.
Zira bugün, dünyâ devletleri bir çok açıdan birbiriyle bağlantılı
tek bir vücudun değişik azaları durumuna gelmiş bulunmaktadır.
O halde, kendimizi daha fazla zorlamadan, bu temel gerçekleri
ve zarûretleri iyice görmek ve gerekli çözüm arayışlarına girmekten
başka çare kalmamıştır.
Peki tüm dinlerin ortak olduğu temel değerler alanı nedir?
Böyle bir ortak değerler alanı var mıdır?
Şayet varsa bu temel değerler nelerdir?
Gibi soruları ele almak ve bunların cevabını aramak, hepimizin
en doğal hakkı, belki de görevidir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki;küçülmüş olan şu dünyada, beyin
ve gönüllere yol gösterecek, kin, nefret, şiddet ve zulümden insanları
alıkoyacak ortak değerler bilincine ulaşmak tüm dünya için artık
bir ihtiyaç haline gelmiş bulunmaktadır. Ve de bu değerler bütün dinlerde yeterince mevcuttur.

Bütün dinlerin kendi temel yapısında bulunan bu yapıcı ahlaki
değerleri bir araya getirip küresel bir vicdan yapısını oluşturmak pekala mümkündür.

Peki bu değerler nelerdir?
Küresel ve sosyal zaruretler penceresinden baktığımız vakit,
şu temel değerlerin tüm dinlerde ortak değerler olduğunu görürüz:
1 – Başkalarına zarar vermemek

2 – Çevreyi korumak
3 – Yıkılanlara karşı gerekli iyilik ve yardımı yapmak
4 – Büyüklere saygı, küçüklere sevgi ve şefkat üzere olmak
5 – Zararlı alışkanlıklardan uzak durmak
6 – Dürüst ve samimi olmak
7 – Hayvanlara ve tabiata karşı iyi davranmak
Dikkatle üzerinde düşündüğümüz vakit, bu yedi ahlâkî değerin tüm dinlerin
ortak noktası olmakla birlikte, küresel bir vicdanın temel taşlarını oluşturabilecek
yeterli bir içeriğe sahip olduğunu görürüz.
Bu yedi temel değerle ilgili tüm dinlerin olumlu ve ortak bir yaklaşım
içinde olması, tüm dünyâ için büyük bir ümit, ciddi bir moral kapısıdır.
Bu temel değerler ışığında meydana gelecek olan küresel bir
vicdan, dünyânın önünde duran sayısız sorun ve tehlikeye karşı bizlere
çok etkili bir pusula görevini üstlenecektir.
Kur’anı Kerim’de yer alan şu emirler de küresel vicdana teşvik
etmek ve temel oluşturmak açısından çok anlamlıdır.
“ALLAH (cc) adâleti, iyilik yapmayı ve akrabaya yardım etmeyi
emreder. Edepsizlikten, kötülükten ve azgınlık yapmaktan sizi meneder.
Ders almanız için (ALLAH) size böyle öğüt vermektedir.”
(Nahl: 16/90)
“İyilik ve takvâ konusunda yardımlaşın, günah ve düşmanlık
konusunda ise sakın yardımlaşmayın.
ALLAH (cc) tan korkun.
Çünkü (bu konuda yanlış yapanlara karşı)
ALLAH’ın AZÂBI çok şiddetlidir.”
(Mâide: 5/2)

Abdü’l-Hamit TEK


Leave a Reply

*

İslami Radyo - Dini Radyo - İlahi Dinle - İslami Sohbet - İslami Bilgiler - Dini Sohbet