logo

KALBİMİZ

– İnsan, öylesine yüce bir değer ve özellikte yaratılmış ki; değil
sadece yeryüzündeki varlıklar, gökyüzündeki varlıklar dahi onun
hizmetine sunulmuştur. Öyle ki, gündüz güneş, gece ise ay ve yıldızlar,
insana yeryüzünü aydınlık ve mutlu kılmak için adeta yarışır
durur, sanki insanın etrafında pervane olurlar.
Gece gökyüzünde ay ve yıldızlar, gündüz de yeryüzünde bitki
ve çiçekler, insan için dünyayı adeta süsler ve sanki bir cennet
bahçesine dönüştürmek için koşturup dururlar.
Bu noktada görülen odur ki; insan, her şeyin merkezinde ve
gaye noktasında yaratılmış ve de her şey insanın etrafında pervane
misali dönüp durmaktadır.
Peki bu durumda insan niçin yaratılmıştır?
İnsan hangi gaye etrafında pervane olmak için yaratılmıştır?
– Her şey insan için bir anlam ve değer taşırken, insanın
daha yüce bir varlık adına daha büyük bir anlam ve değere
sahip olması gerekmez mi?
– Her şeyin insan için yaratıldığı bir âlemde, insanın boşuna yaratılmasından
söz etmek mümkün olabilir mi?
Zira tek olan o kalp, sahibinin en değerli varlığı olmanın yanında, inanç,
sevgi, nefret, duygu ve düşüncenin de yeri ve kaynağıdır. Sayısız
varlıkları insan için Yaratan YÜCE ALLAH (cc), insanın gönlündeki

sevgi, ilgi ve yönelişin de ancak kendisine doğru olmasını
murad etmiş ve bunun için de kalbi tek olarak yaratmıştır.
Yani tek olarak yaratılan kalb, ancak tek olan Sahibine yönelmek
ve ancak O’na bağlanmak üzere insana emanet edilmiştir. Bunun aksini
iddia etmek ne mümkün olur, ne de ispatlanabilir.
Nitekim bu tespite dikkat çekmek üzere YÜCE ALLAH (cc)
(Ahzab: 33/4) de şöyle buyurmuştur:
“ALLAH (cc) hiç bir erkeğin göğsünde iki kalp yaratmamıştır.”
O halde, bu kalbi dünyaya ve dünyevî amaçlara teslim etmek
doğru olmayacaktır.
Böyle yapılması halinde YÜCE ALLAH (cc),bizlere gücenecek
ve bizleri uyarmak amacıyla bir takım bela ve sıkıntıları üzerimize
göndermeye başlayacaktır.
Nitekim Yakub (AS) bir Peygamber olmasına rağmen, kalbini
oğlu Yusuf(as)’a fazlaca kaptırdığı ve bu uğurda çokça ağladığı
için gözlerini kaybetmiştir. Ayrıca daha sonra gözlerinin açılması ve
şifaya kavuşması da Yusuf (AS)’ın gömleğine dokunmak suretiyle
tahakkuk etmiştir.
insanın anlam, hikmet ve gayeden uzak olması mümkün olabilir mi?
– Yeryüzünde atom gibi en küçüğünden gökyüzünde yıldızlar gibi
en büyüğüne kadar her şeyin bir merkez etrafında pervane olması;
akıl durdurucu dönüşler, hareketler içinde varlığını sürdürmesi boşuna,
anlamsız ve sıradan şeyler olabilir mi?
– Her şeyin ikili ve zıt kutuplu bir sistem üzere yaratıldığı şu
âlemde, insanın asıl kimlik ve benliğini temsil eden kalbinin tek
olarak yaratılmış olması anlamsız veya bir tesadüf olabilir mi?
Öyle ki, geceye karşılık gündüz, yere karşılık gök, erkeğe karşılık
bayan, cennete karşılık cehennem, sıcağa karşılık soğuk, atomda
da artıya karşılık eksi yüklü varlıklar şeklinde ikili bir yapılanma
ve düzenleme varken, İNSANIN ÖZÜNÜ OLUŞTURAN KALB TEKTİR.
– Her şeyin bir anlam, hikmet ve gaye sahibi olduğu bir âlemde,
O halde bizler de, bedenimize, azâlarımıza ve özellikle de kalbimize
hâkim olmasını bilmeli ve onları yaratılış amacına uygun olacak
şekilde kullanmalıyız. Aksi halde, bizler için de üzücü ve sıkıntılı
günlerin gelmesi, doğal bir sonuç olacaktır. Bilmeliyiz ki, bizler elimizdeki
nimetlerin gerçek sahibi değiliz. Bilakis bizler o nimetlerin
birer bekçisi ve emânetçisiyiz. İnsanın ahiretteki asıl büyük hesabı
da bu nimetler üzerinden tahakkuk edecektir.
YÜCE ALLAH(CC) BUYURDULAR Kİ:
“SONRA O GÜN, SİZE VERİLMİŞ OLAN BÜTÜN
NİMETLERDEN HESABA ÇEKİLECEKSİNİZ.”
(Tekasür:102/8)
Tek olarak yaratılan kalb de tek olan YÜCE RABBİNDEN
başkasında aradığı huzur ve mutluluğu bulamayacaktır.
YÜCE ALLAH(cc) (Rad Suresi:13/28) de buyurmuştur ki;
” DİKKAT EDİN !
KALBLER ANCAK ALLAH’I ANMAKLA
HUZUR BULUR.”
RAHMET ELÇİSİ HZ. MUHAMMED (sav) buyurdular ki:
“Muhakkak ki ALLAH, insanların suretlerine ve mallarına bakmaz.
Bilakis ALLAH, insanların kalplerine ve amellerine bakar.”
(İbni Mace, c.2, s.1388, Zühd, h 4143)
Yüce ALLAH(cc) şöyle buyuruyor:
“O GÜN NE MAL,
NE DE EVLAT FAYDA VERİR.
O GÜN ANCAK KALB-İ SELİM İŞGÖRÜR.”
( Şuara:26 / 88-89)

Abdü’l-Hamit TEK


Leave a Reply

*

İslami Radyo - Dini Radyo - İlahi Dinle - İslami Sohbet - İslami Bilgiler - Dini Sohbet