logo

EN BÜYÜK DOST!

İnsanoğlu bir çok konuda başkalarından daha güçlü ve daha
üstün olmayı, her fırsatta en güçlü ve en büyük olanların yakınında
bulunmayı ister.
İnsanoğlu madde düzleminde kimin yanında ve kimlerin yakınında
olduğuna, hangi takımı tuttuğuna dikkat eder, ancak gönül ve ruh
dünyasında kimin yanında veya kimlerin yakınında bulunduğunu hiç
aklına dahi getirmez.
Oysaki insan, bu dünya hayatında, kalbi ve ruhu ile kimlere daha
yakın duracak olursa, ahirette de onlara daha yakın olacak ve
hesabı da ona göre farklı bir şekil alacaktır.
Yani insan, bu dünyada kimleri daha çok seviyor ise, ahirette
de onların yanında yada yakınında olmak suretiyle karşılık görecektir.
Bu nedenledir ki, insan için kalbin sevgi ve saygıyla bağlandığı
kişi ve makamların mahiyeti, özelliği ve temel amacı, insanın ahiret
geleceği açısından hayati bir önem arzetmektedir. Bunun içindir ki
maddi evimize gelen misafirlere nasıl ki dikkat ediyorsak, gönül
evimize gelen misafirlere veya gelmek isteyenlere de dikkat etmek
ve de seçici davranmak gerekmektedir.
Nitekim Sevgili Peygamberimiz (sav) Efendimiz de :
“KİŞİ SEVDİĞİ KİMSE İLE BERABERDİR.”
buyurmak suretiyle konunun hassasiyetine dikkat çekmek istemiştir.
Bu noktada insaf ile kabul etmek gerekir ki; bizler için en çok
sevilmeye ve de sayılmaya layık olan tek varlık, her şeyi yoktan var
eden ve de her şeyi bizim için yaratan YÜCE ALLAH(cc)’tır. Sonra
da sırasıyla O’na yakın olan elçileri, sevdikleri ve dostlarıdır.
olan şeytana uyup nefs merkezli bir kimlik oluşturması mı daha uygun
bir yaklaşım olacaktır?
Bu noktada insan, en azılı düşmanı ile en samimi dostu arasında
en doğru duruş ve en uygun davranış biçimini tercih etmek
sınavı ile karşı karşıya bulunmaktadır.
Şayet insan bu sınavı başarıyla verecek olursa, ALEMLERİN
RABBİNE DOST OLMA FIRSATINI İYİ DEĞERLENDİRMİŞ, İKİ
DÜNYASINI DA CENNET BAHÇESİNE DÖNÜŞTÜRME İMKANINI
YAKALAMIŞ OLACAKTIR.
Yüce ALLAH(cc)’ı dost olarak tercih etmek için bir çok
nedenimiz vardır:

Elimizdeki bütün imkan ve nimetlerin asıl kaynağı ve de hakiki
sahibi ancak O’dur. Bu nedenledir ki O’nu bütün derinliği ile yürekten
sevmek ve de saymak bir vefa, bir hukuk ve de bir gönül borcudur.
Şayet insan da YÜCE ALLAH (cc)’ı dost edinir ve onun yanında
yer alırsa, tüm dünya ve tüm zindanlar onun için bir cennet bahçesine
dönüşür. Çünkü insanın aslı ve özü ruh ve kalptir. Ruhun geliş ve
gidiş noktası ise sadece YÜCE ALLAH (cc)’tır. Bugün de bulunduğu
noktada varlığının devamını ancak O’na borçludur. YÜCE ALLAH (cc)
ruh, kalp ve bedenden bir dakika bağlantıyı koparsa, insanın yokluğa
mahkûm olması mutlak bir sonuçtur!
Madem ki insan varlığını ve varlığının devamını YÜCE ALLAH
(cc)’ın daimi desteğine borçludur, peki o halde insanın varlığına ve
devamına temel teşkil eden YÜCE ALLAH (cc)’a sırt çevirmesi, O’ndan
kopması veya O’na karşı isyan veya nisyan içinde olması doğru
olabilir mi?
Böyle bir durumda insanın, aslına ve esasına dönüp onunla birlikte
yeni bir kimlik oluşturması mı, yoksa en azılı ve ezeli düşmanı
– YÜCE ALLAH bizi sevmiş de en güzel sürette yaratmış,
– Bizi sevmiş de meleklere kıble kılmış.
– Bizi sevmiş de her şeyi bize pervane kılmış.

Bizi sevmiş de kendi ruhundan bir ruh vermiş.
Bu açık tutumlara rağmen,YÜCE ALLAH (cc)’a dönmemek, O’nu
yürekten sevmemek ve O’na gönül vermemek için makul bir nedeni –
miz olabilir mi?
O halde, gönül kapımızı yüce RABBİMİZE ve O’nun sevdiği kul,
zaman, mekan ve amellere açmak en doğru ve en güvenli yaklaşım
olacaktır. Daha da ötesi yüce ALLAH’ın yüce hatırı için O’nun yarattığı
her şeye karşı sevgi, saygı ve şefkat penceresinden bakmak gerekecektir.
Kalbimizi yanlış ve zararlı etkilere karşı kapatmak, faydalı ve
ALLAH’a yaklaştıran sebeblere karşı açmak gerekecektir.
Özetlemek gerekirse;
YÜCE ALLAHIN BU EŞSİZ SEVGİSİNE KARŞI İMAN, TEVHİD, SEVGİ,
SAYGI, ZİKİR, FİKİR, ŞÜKÜR, SABIR, SEBAT, TEVEKKÜL, TESLİMİYET,
İTAAT VE DUA İLE KARŞILIK VERMEK GEREKECEKTİR.
ŞAYET KALBİMİZİN ALLAH SEVGİSİYLE DOLMASINI İSTİYORSAK
ŞU HUSUSLARA DİKKAT ETMEK ÇOK YERİNDE OLACAKTIR:
1-SAĞLAM VE SAHİH BİR İMANA SAHİP OLMAK,
2-ALLAH’IN İNSANA SUNDUĞU YÜCELİK VE NÎMETLERİ DÜŞÜNMEK,
3-BÜYÜK GÜNAHLARDAN SAKINMAK,
4-FARZ OLAN İBADETLERE SARILMAK,
5-HZ.MUHAMMED’İ(sav) SEVMEK, SAYMAK VE ÖRNEK ALMAK,
6-ALLAH HAKKINDA DOĞRU VE DOYURUCU BİLGİLER EDİNMEK,
7-ALLAH’IN BÜTÜN ELÇİLERİNE KARŞI SEVGİ VE SAYGI BESLEMEK
8-ALLAH DOSTLARINA KARŞI SEVGİ, SAYGI VE HÜSNÜ ZAN BESLEMEK,
9-ALLAH HAKKINDA DAİMA OLUMLU VE GÜZEL DÜŞÜNMEK,
10-SIKINTILARA SABIR, NİMETLERE DE ŞÜKÜR İLE KARŞILIK VERMEK.
11-KADERİN ACI HÜKÜMLERİNE İTİRAZ VE ŞİKAYETİ BIRAKMAK,
12-ALLAH’IN HER İŞİNDE BİR HİKMET OLDUĞUNU KABUL ETMEK,
13-HER İŞİN ÖNCESİNDE BESMELE İLE ALLAH’IN ADINI ANMAK ,
14-HER GÜN ALLAH’I BİR MİKTAR OLSUN ZİKRETMEK,
15-HER GÜN GÜNAHLARIMIZ İÇİN TEVBE VE İSTİĞFARDA BULUNMAK,
16-HER KONUDA ALLAH’A DUA, NİYAZ VE YAKARIŞ İÇİNDE OLMAK,
17-HER BİR ÇALIŞMAMIZI TEVEKKÜL VE DUA İLE TAÇLANDIRMAK,
18-ZAYIF, GARİBAN VE MAZLUMLARA ŞEFKATLE SAHİP ÇIKMAK
19-NAMAZI YÜCE ALLAH’A UZANAN BİR MERDİVEN OLARAK GÖRMEK,
” KİM Kİ YÜCELMEK İSTİYORSA,
BİLSİN Kİ YÜCELİĞİN TAMAMI ANCAK ALLAH’A AİTTİR.”

( Fatır : 35/10 )

Abdülhamit TEK


Leave a Reply

*

İslami Radyo - Dini Radyo - İlahi Dinle - İslami Sohbet - İslami Bilgiler - Dini Sohbet