Kur’ân-ı Okumak

Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Kur’ân-i güzel okuyan ve amel eden kişi şerefli ve saygılı olan katip, meleklerle beraberdir.” Kur’ân-i güçlük çekerek okuyan kişiye iki sevap vardır. (biri okumasından diğeri de zorlanmasından dolayı) (Buhârî, Müslim ve Tirmizî)

image01

Müjdeleyici...

Biz o gün, her ümmet içinde, kendilerinden kendi üzerlerine bir şahit göndereceğiz. Seni de onların üzerine şahit getireceğiz. Bu kitabı da, her şeyi açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdik. (NAHL/89)

image01

Hatmin Faydası...

-Kur’an-ı kerimi hatmedene, altmış bin melek istiğfar eder. [Deylemî]
-Kur’an-ı kerimi hatmedenin duası kabul olunur. [Taberanî, İbni Hibban]
-Kur’an-ı kerimi hatmedenin, kabul edilen bir dua hakkı olduğu gibi kendisine Cennette bir ağaç da verilir. [Hatib]
-Hatim yapanın dünya veya âhiret için ettiği dua kabul olur. [Beyhekî]

image01

Faziletli İbadet

Ümmetimin yapacağı en faziletli ibadetlerden biri de Kur`an-ı Kerîmi yüzüne bakarak okumasıdır. Kul, Kur`an-ı Kerîmi hatmettiği zaman hatim duası esnasında 60 bin melek onun için Allah`tan (c.c.) mağfiret talep eder. Şu ibâdet işinde gözlerinizin hazzını verin... O da Mushaf`a bakarak okumak ve üstünde tefekkür etmek acâibatından ibret ve ders almaktır.

image01

Kur`an-ı Kerim Oku

"Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz." (Haşr, 59/21).


Kur`an Oku

Online Chat

Sadece kayıtlı kullanıcıların fikir alışverişi ve Hatmi Şerif üzerinde mülahaza edebilecekleri sohbet alanı.


Sohbete Başla

Ayarlar

A- A A+

"Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı."(Nisa Suresi, 4/82)

Kur'ân-ı Kerîm yirmi üç yıl içinde gece ve gündüz, kışın ve yazın, hazarda ve yolculukta, sıkıntıda ve rahatlıkta, darlıkta ve bollukta, savaşta ve barışta parça parça gelmiştir. Muhtevası fevkalâde zengin ve çeşitlidir. İnsan ve insaniyetle il­gili her konuya, varlığın başlangıç ve sonuna, yaratılış ve yok edilişe, ahlâkî er­demlere, fert ve cemiyet olarak insanla ilgili kurallara ve kanunlara, tarihî olayla­ra, kıssalara temas etmekte, insanları eğitmeye yönelik öğüt ve ibret tablolarına yer vermektedir. Buna rağmen onun ne üslûbunda (eşsiz ifadesinde, edebî seviye­sinde) ne de temas ettiği konular, getirdiği hükümler ve verdiği bilgiler arasında bir tutarsızlık, bir çelişki ve -kaynak farkı düşüncesine götürecek- bir farklılık vardır. İnansın inanmasın düz mantıkla düşünen herkesin Kur'an'ı inceleyerek ulaşa­bileceği bu sonuç, onun Allah'tan geldiğinin reddedilemez bir delilini teşkil et­mektedir.


Çelişkilerin bulunmasına yardımcı olan sebebler şunlardır:


1. Hangi mahlûk olursa olsun, Kur'an'ın tasvir ettiği gibi haki­katleri tasvir edemez. Hakikatleri tasvir etmeye başladı mı, mutlaka çelişkiler ve değişiklikler konuşmasında belirir.


2. Kur'an, Hz. Muhammed (sav) tarafından görülmemiş ve Hz. Muhammed (sav) tarafından tarihine vakıf olunmamış geçmiş hadiseleri nak­letmektedir. Ve Resûlüllah'ın vefatından yüzlerce, binlerce sene son­ra gelecek hadiselerden haber veriyor. Resülûllah'ın asr-ı saadetinde bulunan hadiselerden bahsediyor. Nefislerin içeriklerinden ve kalblerde örtülü olanlardan, gözle görünenler gibi haber veriyor. Nitekim bu gu­rubun gece karanlığında kendi aralarında kararlaştırdıkları niyetleri­ni ortaya serdiği gibi.


3. Hiç kimse, Kur'an'ın inanç temeli, sistemlerinin kaideleri, milletler ve kabilelerle ilgili görüşü gibi bir görüşü, ihtilafsız ve çelişkisiz olarak getirip sergileyemez.


4. Hiç kimsenin gücü yetmiyor ki, Kur'an'ın sosyal meselelerde, ümran   sistemlerinde,   millet ve   kavimlerin   tabiatlarında   deliller, darb-ı meseller vererek tek bir kıssayı  çeşitli ibarelerle arzederek getirdiğinin bir benzerini getirmiş olsun.


5. Hiç kimsenin gücü yetmez ki, Kur'an'ın  söz fenlerinden ve ibret çeşitlerinden, yer ve gök gibi çeşitli varlıklar hakkında, getirdiğinin bir benzerini getirsin. Zira Kur'an-ı Kerim yaratmak, oluş­turmak üzerinde konuşup yıldızlar ve nizamları, rüzgârlar, denizler, hayvanlar, bitkiler ve yer ile gökteki hikmetler ve alâmetler gibi kâi­natın bütün sınıflarını vasıflandırmaktadır. Bütün bunlarda Kur'­an'ın âyetleri birbirlerini takviye etmektedir. Aralarında çelişki olma­dığı gibi mânâlarının arasında da herhangi bir ihtilâf yoktur.


6. Kur'an gaib aleminden, âhiret evinden haber verdi. Oradaki amellere karşı olan hesab, adil mükâfat veya mucazat meselelerinden haber verdi. Bütün bunlarda, birçok âyetin arasındaki uyumla bera­ber, ihtiyari amellerinin ruhlarda tesir etmesindeki sünnetullah yani Allah'ın adeti üzerine cari olarak geldi. Bunun hikmet ve hitabını fas­letme yani tahlil edip hakikatına vakıf olmak nimetine kavu­şan kimselerin nezdinde hedeflerin en yücesidir. Bir de Kur'an'ı Kerim hadiseler ve durumlara göre peyder pey nazil olmuştur. Bir ve­ya birkaç âyet nazil olduğunda Resûlüllah onları «falan sûrenin falan yerine yazınız» diyordu. Ve Resûlüllah onu ezberliyordu.


Adet şu şekil­de cari olmuştu: Bir insan kendiliğinden ve nefsinden bir konuşma yaparsa, çeşitli münasebetlerde, daha önce bütün söylediklerini hatırlayamaz. Onun hatırına gelmez ki, sonunu evveline muvafık kılsın. Bu­nunla beraber bazı âyetler savaş ve musibet anlarında iniyordu. Ba­zıları kavimlerin münakaşası, anında ve milletlerin arasındaki munazalar esnasında iniyordu. Kur'an'ın üzerinde zaman aşıması Kur'an'ı yıpratmadı, berrak yönlerini daha da insanlara göstermeye vesile ol­du. İlim ve irfan dairesi genişledikçe halkın Kur'an'a olan imanı da­ha da gelişiyordu. Zira Kur'an din ile ilim arasındaki rabıtayı kuvvet­lendiriyordu. İçtimai sistemlerin oluşum durumlarıyla beraber Kur'an'­ın ahkâmları daha da belirgin hale geliyordu. Hülâsa olarak deriz ki, Kur'an ve Kur'an'ın özelliklerinden olanı düşünmek hidayet yoludur, hak yoludur. İnsanı Kur'an'ın Allah katından geldiğine irşad eder. Onun hidayetiyle hidayetlenmenin farz olduğunu insana iletir. Kur'an haddi zatında «Fıtratı-selime» uygun, maslahat ile uyumludur, onda hem dünya, hem de âhirette insanların saadeti vardır, kanaatine in­sanları götürür.


Eğer Müslümanlar Kur'an'ı hakkıyla teemmül etseydiler, her za­manda onun getirdiği hidayetle hidayetlenmiş olsaydılar, ne ahlâkları bozulurdu, ne de edebleri... İdarecileri de zulme meyletmez, saltanat­ları ortadan kalkmazdı. (Ali Arslan, Büyük Kuran Tefsiri)


Sorularla islamiyet